BU NE PERHİZ BU NE LAHANA TURŞUSU

Bu Ne Perhiz Ne Lahana Turşusu Spor denince akla öncelikle futbolun geldiği ender ülkelerden biriyiz. Futbol denince akan sular duruyor, taraftarlık ve fanatiklik en üst noktalara kadar tırmanıyor. Hepimizin çok sevdiği ve üzerinde konuşmaktan asla bıkmadığı bu güzel oyunu layıkıyla yönetebilir miyiz sorusu akla geldiğinde ise yanıtımız ne yazık ki malesef hiç iyi yönetemiyoruz oluyor. Ne […]

 BU NE PERHİZ BU NE LAHANA  TURŞUSU

24.09.2021 - 15:25

Güncelleme : 24.09.2021 - 15:25
 - 65 Okunma
Bu Ne Perhiz Ne Lahana Turşusu

Spor denince akla öncelikle futbolun geldiği ender ülkelerden biriyiz. Futbol denince akan sular duruyor, taraftarlık ve fanatiklik en üst noktalara kadar tırmanıyor. Hepimizin çok sevdiği ve üzerinde konuşmaktan asla bıkmadığı bu güzel oyunu layıkıyla yönetebilir miyiz sorusu akla geldiğinde ise yanıtımız ne yazık ki malesef hiç iyi yönetemiyoruz oluyor. Ne kulüplerimizi idare edenler bu işi hakkını vere vere yapıp kulüpleri içine düştüğü borç batağından sıyırabiliyor, ne de ülke futbolundaki tek söz sahibi konumundaki futbol federasyonu bu işin hakkını yeterince verebiliyor.

Bakın, ligler başlayalı daha henüz 6 hafta oldu ama ne hakem kararlarında bir standard sağlanabildi ne de tartışmanın en az düzeye indiği maçlar oynanabildi. Futbol federasyonu bu sezon başında ilginç bir karar alarak yabancı futbolcu sayısına sınırlama getirdi. Bir takım sahada en fazla 8 yabancı ile oynayabilecek. Federasyonun amacı ise Türk futbolcuların önünü açmak. Bir açıdan bakınca alınan bu karar haklı ve mantıklı olarak görülebilir ancak oynayacak kapasitedeki Türk futbolcusunun önünü açmak için böyle yapay sınırlandırmalara pek gerek olduğunu düşünmüyorum. Oynayacak olan zaten emeğinin, terinin ve yeteneğinin hakkıyla o formayı sırtına geçirir ve takımdaki yerini alır. Bunun için yasaklamalara, kısıtlamalara hiç gerek yok. Bunlar özgür dünya kavramına pek yakışan şeyler değil.
Türk futboluna yatırım yapmak için yola çıktığını söyleyen futbol federasyonu, hepimizin gözbebeği olan milli takımlar konusunda ise gerçekten kanımca kendi ile çelişen bir karara imza attı. Şenol Güneş’ten boşalan teknik direktörlük görevine Almanya Ümit Milli takımını çalıştıran, bir dönemler Beşiktaş’ta top koşturan Stephan Kuntz’u getirdi. Almanlarda bir gelenek vardır, Milli takımlarının başına hep eski direktörün yardımcılarından veya alt yapı hocalarından birini getirirler Löw’den sonra onların görev vermediği Stephan Kuntz’a biz kurtarıcı diye sarıldık. Bir yandan Türk futbolcusunun önünü açacağız, antrenörlerimize olanaklar sağlayacağız diyorsunuz, sonra da milli takımın başına teknik direktörlük deneyimi fazla olmayan birini getiriyorsunuz. Bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu.
Kuntz iyi bir insan olabilir, Türkiye’yi de tanıdığı söylenebilir ancak koskoca ülkenin Milli Takımını emanet edeceğiniz bir insan bulamayıp ona sarılıyorsanız bu işte bir yanlışlık var demektir. Şimdi size sormazlar mı ‘hani ilkeleriniz nerede ? ‘ diye. Nerede Türk antrenörlerin değeri ? Türkçemizde güzel bir söz var ‘dere geçerken at değiştirilmez’. En kritik dönemde atı jokey ile birlikte değiştirirseniz bunun sonucuna katlanmak zorunda kalırsınız. Bizlere de sadece üzülmek düşer.

Esat Yılmaer 

YORUMLAR
Bir Yorum Yapın